Vesikalık

AI Vesika (Face Detection)

🧠 AI Vesika Ayırıcı (Gerçek Yüz Algılama)



21 Kasım 2011 Pazartesi

Dişini temizleten kalbini koruyor

ABD'deki araştırmaya göre, diş taşlarını bir kez temizleten, kalp krizinden yüzde 34, beyin kanamasından yüzde 13 korunuyor.
Amerikan Tıp Derneği'nin bu yıl Orlando kentinde düzenlediği toplantıda, 100 binkişi üzerinde gerçekleştirilen araştırmanın sonuçları açıklandı. Bu araştırmayla, dişlerin düzenli olarak temizlenmesinin kalp ve damar hastalıklarına yakalanma riskini azaltabileceği ortaya çıktı. Tayvanlı bilim insanları yaklaşık 7 yıl boyunca kalp ve beyin damarlarıyla ilgili hastalık geçmişi olmayan 100 binden fazla kişinin sağlık durumunu inceledi. Araştırma; her yıl diş hekimine giderek dişlerini ve diş taşlarınıtemizletenlerin kalp krizi geçirme riskinin, hiç diş hekimine gitmeyen ya da 2 yılda bir kez gidenlerden yüzde 24 daha az olduğunu gösterdi. Diş taşlarınıtemizletenlerin beyin kanaması geçirme riskinin ise yüzde 13 daha az olduğu anlaşıldı. Araştırmanın başkanlığını yürüten Emily Çen, dişlerin hekimleretemizletilmesinin, kalp krizi ve beyin kanamasına yol açabilecek bakterilerin çoğalmasını azaltabileceğini vurguladı. Tıp dünyasından da, diş eti ve damar sağlığı konusundaki bağlantıya destek geldi. Uzmanlar, basit kontrollerle kalp krizi oranının azaltılacağı görüşüne katıldıklarını açıkladı. 

GENÇ GÖSTERİRLER 
Prof. Dr. Mehmet Öz (Colonary Üniversitesi Kalp Hastalıkları Cerrahı):
Dişlerinizi florür ile fırçalamanın bakterileri öldürdüğünü biliyorsunuz ama aynanın karşısında daha uzun kalarak çok dahagenç yaşayabilirsiniz. Diş ipi 500 farklı türde bakteriyi öldürebilir. Diş eti hastalığı diğer pek çok sorunla ilişkilidir. Dişlerimizin yanında bulunan plak bakteriler; protein, şeker ve yağın yanı sıra kalsiyum ve fosfor içerir. Bu sert madde dişlerinize yapışır ve gingivite neden olur. Gingivit, kalp hastalıkları konusunda kolesterol düzeyinden daha güçlü bir görterge olabilir. Ayrıca araştırmalar dişlerini fırçalayıp, diş ipi kullanan ve düzenli olarak diş hekimine gidenlerin 6.4 yıl daha genç gösterdiğini de doğruluyor. 
Prof. Dr. Selçuk Yılmaz (Yeditepe Üniversitesi Diş Hekimliği Periontoloji Bölüm Başkanı): Kalp hastalıkları konusundaki yakın ilgisi zaten biliniyordu. Araştırma, rakamsal olarak bunu doğruladı. Diş taşlarına neden olan plaklarla kalp damarlarını tıkayan plaklara neden olan bakteriler aslında aynıdır. Evde diş ipi ve diş fırçası kullanarak bu bakterilerden ancak belli düzeyde korunabilirsiniz. 

'DİREKT İLİŞKİLİ' 
Doç. Dr. Gültekin Habikoğlu (Medicana Kalp Hastalıkları ve Kardiyoloji Uzmanı): 
Diş eti hastalıklarına neden olan iltihapların kalp hastalığı ve inmeye neden olan iltihaplanma ile direkt ilişkisi vardır. Diş taşlarına neden olan bakteriler damarların da yaşlanmasını artırır, kolaylaştırır. Kalp hastalarını risklerden korumak için ya da kalp hastalığı riski bulunanları diş sağlığı konusunda mutlaka uyarırız

Otistik çocuklarla ilgili ilginç araştırma

Otistik çocuklarla ilgili ilginç araştırmaOtistik çocukların daha fazla sinir hücresine ve daha büyük beyne sahip olduğu belirlendi.
ABD'nin Califorina Üniversitesinden Dr. Eric Courchesne'nin başkanlığını yaptığı araştırmaya 2-16 yaşındaki 13 otistik erkek çocuk katıldı.

Bu çocukların 7'sinin ön beyin bölgesinde otistik olmayanlardan ortalama yüzde 67 fazla sinir hücresi belirlendi.

Bilimadamları ayrıca, otistik çocukların beyninin aynı yaştaki otistik olmayan çocuklarınkinden yüzde 17,6 ağır olduğunu da gördü.

Küçük çaplı olsa da, bu araştırmada ilk kez otistiklerin beyninin ön bölgesindeki sinir hücrelerinin sayısının ölçüldüğü ve otistiklerin beyninin bu bölgesinde sinir hücrelerinin fazla olduğuna ilişkin teorinin doğrulandığı vurgulandı.

Dr. Courchesne, sinir hücrelerinin doğumdan sonra oluşmamasından yola çıkarak, otistik çocuklarda söz konusu hücrelerin sayısının anormal artışının doğum öncesi süreci işaret ettiğini belirtti.

Bilimadamı, otistik çocuklarda sinir hücrelerinin sayısının anormal derecede fazla olmasına sık rastlandığını gösteren bu sonuçların ışık tutacağı daha ayrıntılı araştırmaların otizmin nedeninin daha iyi anlaşılmasını sağlayabileceğine dikkati çıktı.

Araştırma, Amerikan Tıp Derneğinin dergisi JAMA'da yayımlandı.

Görme engelliler için çarpıcı araştırma


görme engelliDoktora tezi için yapılan, İstanbul, İzmir, Kayseri, Antalya, Erzurum, Gaziantep ve Samsun'dan 300'den fazla görme engellinin katıldığı araştırmaya göre, görme engellilerin yüzde 67'si şurup, yüzde 40'ı damla, yüzde 15'i krem ve merhem, yüzde 8'i ağız-burun spreyi, yüzde 7'si tablet kullanırken zorluk çekiyor.


Eczacı Doktor Halil Tekiner yaptığı açıklamada, Türkiye'de 2002 yılı verilerine göre toplam 8 milyon 431 bin 937 engelli bulunduğunu, bunlardan 412 bin 313'ünün görme engelli olduğunu bildirdi.

Dr. Tekiner, ''Gören hastalarınilaçkullanımıve tedavilerine ilişkin bilme hakkına sahip oldukları tüm bilgileri temel bir hasta hakkı olarak görme engelli hastaların da bilme hakkına sahip olduğu ve eczacılık hizmetlerinin esas amaçlarından birisi olan kişilerin akılcı ilaç kullanımında kendi kendine yetebilirliklerinin sağlanması gerektiği gerçeklerinden hareketle mevcut sistemde eczacıların görme engellilere sundukları hizmet yetersiz kalıyor ve mutlaka iyileştirilmesi gerekiyor'' diyekonuştu.

''Türkiye'deki Görme Engelli Yetişkinlerin Eczacılık Alanındaki İhtiyaçları'' başlıklı doktora tezini hazırlayarak görme engellilerinsağlık hizmeti alırken karşılaştıkları güçlükleri gözler önüne seren Tekiner, ''Tez için yaptığımız araştırmada elde ettiğimiz bulgular, ülkemizdeki görme engelli yetişkinlerin çoğunun farklı ya da yanlış dozda ilaç kullanımı, şurup ve göz damlası formundaki ilaçları doğru kullanamama, ilaçların son kullanma tarihini takipedememe, ilaç kulanım bilgilerine ulaşamama gibi ciddi sorunlarla karşı karşıya olduklarını, ilaçla ilgili bilgilere ulaşmak içinse öncelikle telefonla ilaç bilgisi sağlama sistemini tercih ettiklerini gösteriyor'' dedi.

Dr. Tekiner, araştırmaya katılan görme engellilerin yüzde 67'sinin şurup, yüzde 40'ının damla, yüzde 15'inin krem-merhem, yüzde 8'inin ağız-burun spreyi, yüzde 7'sinin de tabletkullanırken zorlandıklarının ortaya çıktığını bildirdi.

Araştırmaya katılanların yüzde 43'ünün şurup ölçek dozunu ayarlarken başka birinden yardım aldığının, yüzde 32'sinin şişeyi ağızına götürdüğünün, yüzde 28'inin kaşığa döktüğünün, binde 3'ünün ise özel teknolojik bir aletten yararlandığının ortaya çıktığını ifade eden Tekiner, şöyle devam etti:

''Araştırmaya katılanların yüzde 41'i göz damlası kullanırken bir başkasından yardım almakta, yüzde 19'u kendi başına kullanmakta, yüzde 1,4'ü özel bir teknolojik aletten yararlanmakta, yüzde 38'i göz damlası kullanmamaktadır. Araştırmaya katılanların yüzde 28'i geçmişte kendilerine söylenen ilaç talimatını unutmuş veya karıştırmış. Görme engellilerin yüzde 28'i kullandığı ilacın son kullanma tarihini takip etmezken yüzde 56'sı bir başkasına soruyor, yüzde 12,2'i hafızasında tutuyor, yüzde 2,1'i kabartma yazıyla not ediyor, yüzde 1,4'ü ise teknolojik bir üründen yararlanıyor.''

-''Sıkıntılar belli, gidermek mümkün''-

Görme engellilerin sağlık hizmeti alırken karşılaştıkları sıkıntıların ve sorunların genel olarak bilindiğini, hazırladığı doktora teziyle bunu bir kez daha ortaya koyduğunu belirten Tekiner, bunların giderilmesinin mümkün olduğunu bildirdi.

Tekiner, ''Görme engellilerin eczacılık alanındaki ihtiyaçları, sağlık ve ilaç konusunda görme engellilere yönelik hazırlanmış güvenilirkolay ulaşılabilir ve ekonomik bilgi kaynakları, görme engelliler konusunda eğitimli sağlık personeli, uluslararası standartlara sahip kabartma yazılı ilaç kutuları, görme engellilerin doğru ilaç kullanımına yönelik yüksekteknolojili aletler olarak sıralanabilir'' dedi.

Eczacılık hizmetlerinin sunulduğu ortamda görme engelli hastanın kendisi varken refakatçisinin muhatap alınmaması gerektiğini bildiren Tekiner, ''Eczacının görme engelli hastalarla empati kurması, özellikle uzun süreli ilaç kullanımında görülecek yan etkiler gibi önemli bilgileri hastaya aktarması, hastanın bu bilgileri doğru anladığından emin olması, ilaç son kullanma tarihini söylemesi ve her ihtimale karşı hastaya telefon numarasını vermesi önerilir'' diye konuştu.

Tekiner, birden çok ilaç kullanması gereken görme engellilere ait ilaçların eczacı tarafından hastanın talebine göre farklı şekildeki kutulara konulması ile şurup, göz damlası, insülin iğnesi gibi formlardaki ilaçların görme engelli hastalar tarafından tek başlarına doğru vekolay kullanımını sağlayacak teknik araçlar geliştirilmesi gerektiğini söyledi.

Görme engellilerin çoğunun kabartma yazıyı (Braille alfabesi) okuyup yazabildiğini belirten Tekiner, eczanelerde satılan bütün ilaç kutularının üzerinde ilacın adı, farklı dozları, varsa doz miktarı ve son kullanma tarihinin kabartma yazıyla yazılması gerektiğini, böyle bir uygulamanın da görme engellilere büyük kolaylık sağlayacağını sözlerine ekledi.

Altı Nokta Körler DerneğiKayseriŞube Başkanı Saadettin Kulkul da araştırmada ortaya çıkan sonuçların yetkililer tarafından en kısa zamanda uygulamaya konulmasını umduklarını belirterek, ''Görme engelliler olarak ilaçlarımızı bilinçli bir şekilde ve doğru olarak kullanabiliriz'' diye konuştu.

Görme engelli genç Umut Yolcu ise Eczacı Dr. Halil Tekiner'in çalışmasının, görme engellilerin sorunlarına ışık tuttuğunu ifade ederek, ''Özellikle şurup içerken çok zorluk çekiyoruz. Şurubu kaşığa koyup içmek istiyorum, çoğu zaman kaşık doluyor ve şurup yere dökülüyor. İlaçlarımı annem ya da yakınlarımın birinin yardımıyla alabiliyorum'' dedi.

Yolcu, ilaç kutularının üzerine kabartma yazıyla ilacın adı, ne ilacı olduğu, son kullanma tarihi ve ölçüsü yazılırsa birçok görme engellinin tek başına rahatlıkla kendi ilacını kullanabileceğini söyledi.

Kalple ilgili yeni araştırma

Kalple ilgili yeni araştırma

Kalp kök hücreleri, hasarlı kalp dokusunu tedavi edebiliyor.


ABD'de bilimadamları, tıp tarihinde ilk kez hastanın kendi kalbinden alınan kök hücrelerini hasarlı kalp dokusunu onarmak için kullandı. 

Louisville Üniversite'nde yapılan deneyde araştırmacılar, bypass ameliyatı sırasında kalp yetmezliği teşhisi konmuş hastaların sağ atriyal apendiksten bir parça kalp dokusu aldı. 

Dokudaki kalp kök hücrelerini ayıran araştırmacılar, laboratuvar ortamında bu hücrelerin sayısını 2 milyona çoğalttı. 

Kök hücreleri ameliyattan 100 gün sonra hastalara enjekte eden araştırmacılar, daha sonra kalbin sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonunu kullanarak ne kadar kan pompaladığını ölçtü. 

Deneye katılan 14 hastada bu oranın yüzde 38,5'e yükseldiği görüldü. Ejeksiyon fraksiyonu, deneyin başlangıcındaki yüzde 30,3 olarak ölçülmüştü. 

Kök hücre enjekte edilmeyen 7 hastada ise ejeksiyon fraksiyonunda herhangi bir değişim saptanmadı. 

Araştırmacılardan Roberto Bolli, elde edilen bulguların son derece önemli ve cesaret verici olduğunu söyledi. 

Araştırma, ''Lancet'' adlı bilim dergisinde yayımlandı. 

Bilimadamları, daha önce de kalp hastalarının tedavisinde kemik iliğinden alınan kök hücreleri kullanmıştı

Gençler Kendisine Zarar Veriyor

Gençler Kendisine Zarar VeriyorMelbourne'daki Murdoch Çocuk Araştırma Enstitüsü Genç Sağlığı Merkezi ve King's College Londra Psikiyatri Enstitüsünün yaptığı araştırmada, Avustralya'da 1992'den 2008 yılları arasında 1802 genç, 15'ten 29 yaşına kadar incelendi.

Sonuçları Lancet dergisinde yayımlanan araştırmada, gençlerin yüzde 8'ine tekabül eden 149'unun kendilerine zarar verdiği, kendilerine zarar veren kızların sayısının erkeklerden fazla olduğu görüldü. Kendisine zarar veren kızların oranı yüzde 10 iken, erkekler yüzde 6 oranında çıktı.

Öte yandan, genç bir yetişkin olduklarında kendilerine zarar verenlerin sayısının önemli ölçüde düştüğü, 29 yaşına geldiklerinde katılımcıların yüzde birinden azının kendilerine zarar verdiklerini söyledikleri kaydedildi.

Araştırma ekibinin lideri George Patton, bulguların, gençler 13 ila 19 yaşlarının ortalarına geldiklerinde ortaya çıkan "savunmasızlık penceresini" gözler önüne serdiğini ifade ederken, ekip kendisine zarar veren gençlerin çoğunlukla tedavi edilmeden çözülemeyecek akıl sağlığı sorunları bulunduğuna dikkati çekti.

Gençlerin çoğunlukla bir yerlerini keserek ya da yakarak kendilerine zarar vermesinin, küresel bir sağlık sorunu olduğu biliniyor. Dünya Sağlık Örgütü'ne göre, her yıl bir milyon kişi intihar ediyor. Son 45 yılda dünyada intihar sayısı yüzde 60 oranında arttı.

Kan grubu, felç riskini etkiliyor

Kan grubu, felç riskini etkiliyorHarvard Üniversitesi'nde yürütülen bir araştırmaya göre kan grubu, felç riskini etkileyebilir. En riskli durumdakiler ise kan grubu AB olanlar.


Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesine bağlı Brigham and Women's Hospital'dan uzmanlar tarafından yürütülen bir araştırma, AB kan grubuna sahip insanların ve B kan grubuna sahip kadınların felç geçirme riskinin, kan grubu 0 olanlara oranla daha yüksek olduğunu gösterdi.

Yaklaşık 90 bin kadın ve erkekte tespit edilen 2901 felç vakasının incelendiği araştırmada, AB kan grubuna sahip kadın ve erkeklerde felç geçirme riskinin 0 kan grubu olanlara göre yüzde 26; B kan grubuna sahip kadınların felç geçirme riskinin ise 0 kan grubu olanlara oranla yüzde 15 daha fazla olduğu saptandı.

Kan grubunun, alyuvarların yüzeyindeki proteinlerle ilişkili olduğunu belirten uzmanlar, insanların bağışıklık sistemlerininçok erken yaşlarda bu özelliklere göre şekillendiğini, bazı kan gruplarının alyuvarların kümelenmesini ve damar yüzeylerine tutunmasını daha mümkün kıldığını, bunun da pıhtı oluşumuna yol açtığını kaydetti.

TEK BAŞINA FELÇ NEDENİ DEĞİL
Uzmanlar, kan grubunun tek başına felç riski oluşturduğunun söylenemeyeceğini de belirterek, genler, yoğun sigara ve içki tüketimi, az egzersiz gibi başka faktörlerin de felç riskini belirlediğini bildirdi.

Araştırmanın başkanlarından Dr.JoAnn Manson, son verilerle insanları paniğe sevk etmeyi amaçlamadıklarını ancak bulguların, herkesi sağlıklarıyla ilgili önlem almaya teşvik edecek yenibilgiler sunduğunu söyledi.

Daha önceki araştırmalarda da A, B ve AB kan grubuna sahip insanlarda felce yol açan pıhtı oluşumu ve kalp krizi riskinin daha yüksek olduğu, 0 kan grubuna sahip kimselerde ise kanama riskinin daha fazla olması nedeniyle pıhtı oluşumunun daha nadir görüldüğü belirlenmişti.

Amerikan Kızılhaçı'na göre, beyazların yüzde 45'i, siyahilerin yüzde 51'i, Hispanik kökenlilerin yüzde 57'si ve Asyalıların yüzde 40'ı 0 kan grubuna sahip, başka bir deyişle ''evrensel donörler''. En az rastlanan kan grubu olan AB'nin görülme oranları ise beyazlarda ve siyahilerde yüzde 4, Hispaniklerde yüzde 2, Asyalılarda ise yüzde 7.

CHP'liler de AK Parti diyor

İzmir'e yönelik bir araştırmaya göre son yerel seçimlerden bu yana CHP'nin oyları yüzde 14 gerilerken AK Parti'nin yüzde 13 yükseldi. İntegral isimli araştırma şirketinin, 11 ilçede bin 293 kişiyle yüz yüze görüşerek yaptığı araştırma, İzmir'de siyasi algının değişmeye başladığını ortaya koydu.

Şehrin meseleleri, hükümete bakış açısı, yeni anayasa ve terör konusunda İzmirlilerin görüşlerine başvurulan ankette, AK Parti'nin iki bakan ve çok sayıda projeyle yüklendiği genel seçimle birlikte başlayan yükselişinin devam ettiği görüldü. Ankete katılan CHP'lilerin yüzde 47,5'i, önümüzdeki yerel seçimlerde AK Parti'nin İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nı kazanabileceğini belirtti.

Araştırmanın sonuçları, 2014 yılında yapılacak yerel seçimlerin büyük çekişmeye sahne olacağını gösteriyor. "Önümüzdeki yerel seçimlerde sizce kim belediye başkanı olmalıdır?" sorusuna "CHP ve adayları" diyenlerin oranı yüzde 40,2, "AK Parti ve adayları" diyenlerinki yüzde 33,9 oldu. MHP yüzde 3'te kalırken kararsızlar, yüzde 18,1 ile büyük bir oran oluşturdu. Araştırmaya katılanların büyük çoğunluğu, ideolojik duruşu sebebiyle partiye oy vereceğini açıkladı. CHP seçmeninin yüzde 72'si yerel seçime ideolojik bakıp, "Partim ve ideolojim" derken AK Parti seçmeninin yüzde 55'i "Hizmetlerinden dolayı" cevabı verdi. Yerel seçimde AK Parti'ye oy vereceğini söyleyenlerin yüzde 15'i "İktidar partisi olduğu için" derken yüzde 8,8'si "CHP İzmir'i iyi yönetemiyor" dedi. CHP'lilerin yüzde 17'si ise İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu'nun hizmetlerinden dolayı partiye oy verdiklerini söyledi. "Kocaoğlu yeniden aday olursa oy verir misiniz?" sorusuna ise yüzde 41,4'ü "Evet", yüzde 49,8'i "Hayır", yüzde 8'i de "Emin değilim" dedi. Katılımcıların genel seçimdeki siyasi tercihleriyle bu soru birlikte değerlendirildiğinde CHP seçmeninin yüzde 59,4'ü Kocaoğlu'na "Evet" derken yüzde 31,2'sinin "Oy vermem" cevabı dikkat çekti.

AK Parti'ye oy vereceklerini söyleyenlerin birinci tercihi, Ulaştırma Bakanı ve İzmir Milletvekili Binali Yıldırım oldu. Yıldırım, açıkladığı projelerden dolayı ilk sıraya oturdu. Ardından ikinci ve üçüncü sırada Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay ile 2009 yılındaki büyükşehir belediye başkan adayı Taha Aksoy yer buldu. MHP'lilerin gönlündeki aslan ise eski il başkanı ve son büyükşehir belediye başkan adayı Müsavat Dervişoğlu.

CHP KAYIPTA, AK PARTİ YÜKSELİŞTE

"Bu hafta sonu İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi olsa hangi partinin adayına oy verirsiniz?" sorusuna katılımcıların yüzde 40'ı CHP, yüzde 35,3'ü AK Parti, yüzde 5,7'si MHP cevabı verdi. Yüzde 14,5'i adaya göre karar vereceğini ifade etti. 2009 yerel seçim sonuçları dikkate alındığında CHP'nin 14 puan düştüğü, AK Parti'nin 13 puan yükseldiği gözlendi. Ayrıca 2009'da CHP'ye oy veren MHP seçmeninin, önemli oranda AK Parti'ye kaydığı ortaya çıktı.

CHP'LİLERİN YÜZDE 47'Sİ, AK PARTİ'NİN YEREL SEÇİMLERİ ALACAĞI GÖRÜŞÜNDE

"AK Parti'nin 2014 yılında yapılacak yerel seçimlerde İzmir Büyükşehir Belediyesi'ni kazanacağını düşünüyor musunuz?" sorusuna ankete katılanların yüzde 34,'i "Evet", yüzde 40'ı "Hayır", yüzde 23,7'si "Emin olmamakla beraber kazanabilir" dedi. Buna göre AK Parti seçmenlerinin 72,9'u, CHP'lilerin 47,5'i, MHP'lilerin 78,6'sı ve BDP'lilerin 62,6'sı, AK Parti'nin önümüzdeki yerel seçimlerde İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nı kazanacağını veya kazanma ihtimali olduğunu belirtiyor. CHP'lilerin bile yarısının, "Kazanır ya da kazanabilir" cevabı vermesi de dikkat çekiyor.