16 Ekim 2011 Pazar
ERKEN YAT, ERKEN KALK OBEZLİKTEN KURTUL
Amerikan Sleep dergisinde yayımlanan araştırmada, Adelaide’daki South Australia Üniversitesi bilim adamları Carol Maher başkanlığında yaşları 9 ile 16 arasında 2200 çocuk ve adolesanı inceledi.
Araştırmada, geç yatıp geç kalkanların obez olma ihtimalinin diğerlerine oranla 1,5 kat fazla olduğu görüldü. Bu gruptaki çocuk ve gençlerin gün içerisinde fiziksel aktivitesinin diğerlerinin yarısı kadar, televizyon veya bilgisayar önünde geçirdikleri sürenin 3 kat fazla olduğu tespit edildi.
Bilim adamlarının, az uykunun gençlerde sağlık sorunlarına neden olduğunu tespit ettiklerini anımsatan Maher, "Ancak biz, her iki grubun da hemen hemen aynı süre uyuduğunu gördük. Bu da günü nasıl yaşadığının uykunun süresinden daha önemli olduğunu gösteriyor" dedi.
Etiketler:
ERKEN KALK OBEZLİKTEN KURTUL,
ERKEN YAT
9 Ekim 2011 Pazar
Ebeveynlerin yeni takibi Facebook
Araştırma çerçevesinde görüşülen her 5 ebeveynden birisi çocuklara ulaşmada değerlendirilebilecek en iyi kaynak olarak Facebook gibi sosyal ağları görüyor.
Araştırmaya katılan 5 bin ebeveynin yarıdan fazlası mobil telefonlar ile sosyal ağların çocukları gereksiz yere meşgul ettiğini düşünüyor.
Katılımcıların 3'te 1'i teknolojilerin aile hayatına olumsuz etki yaptığını düşünürken, ebeveynlerin yüzde 17'si buna kısa mesaj yazmayı örnek gösteriyor. Ebeveynlerin yüzde 37'si düzeni bozduğu gerekçesiyle mobil telefonlar ile laptopların yemek masasında kullanımına izin vermediklerini beyan ediyor.
Ayrıca ebeveynler, çocuklarını izleyebilmek için yılda 600 web sayfası ziyaret ediyor, 312 e-posta yolluyor ve 28 saat telefonda zaman harcıyor.
Araştırmanın sosyo-ekonomik bakımdan dikkati çeken bir diğer unsuruna göre, her 10 aileden yalnızca biri, haftada 1 kere birlikte toplanıp, yemek yiyor. 10 aileden biri ise ayın sonunu getirebilmek için ikincil bir iş yapıyor.
Araştırmaya katılan 5 bin ebeveynin yarıdan fazlası mobil telefonlar ile sosyal ağların çocukları gereksiz yere meşgul ettiğini düşünüyor.
Katılımcıların 3'te 1'i teknolojilerin aile hayatına olumsuz etki yaptığını düşünürken, ebeveynlerin yüzde 17'si buna kısa mesaj yazmayı örnek gösteriyor. Ebeveynlerin yüzde 37'si düzeni bozduğu gerekçesiyle mobil telefonlar ile laptopların yemek masasında kullanımına izin vermediklerini beyan ediyor.
Ayrıca ebeveynler, çocuklarını izleyebilmek için yılda 600 web sayfası ziyaret ediyor, 312 e-posta yolluyor ve 28 saat telefonda zaman harcıyor.
Araştırmanın sosyo-ekonomik bakımdan dikkati çeken bir diğer unsuruna göre, her 10 aileden yalnızca biri, haftada 1 kere birlikte toplanıp, yemek yiyor. 10 aileden biri ise ayın sonunu getirebilmek için ikincil bir iş yapıyor.
Diyanet'ten korkutucu araştırma
Prof. Dr. Yılmaz, Camiler ve Din Görevlileri Haftası etkinlikleri kapsamında Ankara'nın Polatlı ilçesinde, 'Caminin İhyası' konulu konferans verdi. 13 Eylül Kültür Merkezi'ndeki konferansa, Polatlı Kaymakamı Gürsoy Osman Bilgin, Polatlı Belediye Başkanı Yakup Çelik, Polatlı İlçe Müftüsü Mehmet Muslu, daire müdürleri, siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda din görevlileri katıldı.
Diyanet İşleri Başkanlığının hayata geçirdiği, 'Cami Çocuk Buluşması' projesine Başta Diyanet İşleri Başkanlığının, kendi personellerinin, anne ve babaların, cemaatin özellikle yaşlı cemaatin hoşgörülü olması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz, "Yaşlı cemaatimizin biraz sabır konusunda zengin davranmaları lazım. Hoşgörülü olmaları lazım. Biz emaneti çocuklarımıza onlar kendi çocuklarına ulaştırmazlarsa camiler Allah korusun baykuşların şakıdığı yerler haline gelir. Onun için Caminin ihyası fiziki ihya, ama önce manevi ihyası yani oraya cemaat yetiştirmek." dedi.
Prof. Dr. Yılmaz, Çocuğun camiye geldiğinde amcalarının onlara şefkat gösterdiklerinde çocuğun her gün camiye gelmek isteyeceğine değinerek, bunun yapılacak bir şey olduğunu ve bu duyarlılığın bir süre ihmal edildiğini düşündüğünü yeni başlattıkları kampanya ile de bunun şaha kalkacağını ifade etti.
"CAMİLERDE ÇOCUKLAR AZALDI"
Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz, asrı saadette caminin içerisinde kadın, çocuk, işçi, patron herkesin olduğunu anlatarak, günümüzde camilerde çocukların azaldığını belirtti.
Prof. Dr. Yılmaz, Bu sene Camiler ve Din Görevlilere Haftasında, 'Cami çocuk buluşması' projesi ile camilerde toplamayı hedefledik. Hatta Diyanet İşleri Başkanlığı olarak Camilerimizde çocuklarımıza oyun imkanı sunacak yerler koymayı düşünüyoruz. Çocuk ezan okunana kadar oyununu oynasın, ezan okununca camiye girsin. Ama mutlaka camiye girsin. Çünkü çocukların hayatında oyunun çok büyük yerinin olduğunu söylüyor pedagoglar. Çocuk oynayarak öğrenir ve tanır diyorlar. Oynamadığı şeyi tanımız ve bilmez. Dolayısıyla camiye geldi oynuyor. Oynayacak tabi tanıyacak. Camide top oynayacak, atlayacak. Özetle Cami ile buluşacak çocuk." diye konuştu.
"CAMİLER HEP HAYATIMIZIN MERKEZİNDE OLDU"
Camilerin fiziki şartlarını anlatan Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz, Mescidin ilmin üretildiği, ibadetin yapıldığı, hastalıkların tedavi edildiği, ticari hayatın konuşulduğu mekanlar olduğunu kaydetti. Peygamber Efendimiz (SAV)'den sonraki süreçte de camiler bizim hayatımızın merkezinde olarak hep şehirlerin ortasında, köylerin merkezinde diyen Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz konuşmasını şu sözlerle sürdürdü:
"Camilerin yanında mutlaka mektep, medrese, tekke, çarşı bazılarında kışla olmak üzere hayatın merkezinde yer almış ve Özellikle Selçuklu ve Osmanlı döneminde kubbeleri ve minareleri ile bu toprakların tapu senedi gibi adeta dışarından bakanlara burası İslam diyarıdır.
Burası Müslüman ülkesidir diyerek, idam etmektedir kendisini. Yukarıdan kuş bakışı uçakla baksanız İstanbul'un üzerinde şöyle bir tur atsanız, İstanbul'a bir baksanız, birde Mekke'ye baksanız hangisi daha çok İslam şehrine benziyor. Kabe'yi göremeseniz, İstanbul çok daha İslam şehri.
Niye oradaki camilerin minareleri, kubbeleri semaya el açmış gibi o güzel minareler ben İslam diyarım diyor. Ama maalesef Kabe'nin etrafındaki o binalar gölgelerini Mekke'nin Kabe'sine düşürmüş. Adeta Kabe sıkışmış kalmış gibi. Ecdat Kabe'den yüksek bina yaptırmamış oraya o zamanlar. Kabe'nin boyuyla ölçüşen bir bina asla yaptırmamış. Hedef belli her yerden Kabe görünsün.
Onun azameti, onun izzeti insanların gönüllerine düşsün. Bizim Ecdadımız caminin nereye oturması gerektiğini, camiye nasıl önem gösterilmesi gerektiğini gerçekten göstermiş. Kurdukları medeniyeti cami merkezli bir medeniyet olarak kurmuşlardır."
Caminin manevi imarı olduğundan bahseden Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz, Caminin cemaatle dolması, dopdolu hale gelmesi keyfiyetli insanlarla buluşması esas olduğunu, gezen ve yürüyen kubbeler yetiştirmenin önemli olduğunu sözlerine ekledi. Konferansın ardından Polatlı Kaymakamı Gürsoy Osman Bilgin Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz'a plaket takdim ederken, Belediye Başkanı Yakup Çelik ise çiçek takdim etti.
Biraz abartmıyor muyuz?
Biraz fazla mı
Facebook, Google+ ve diğerleri... İşte tüm bunlara kendimizi ne kadar kaptırdığımızın ispatı!
Pek çoğumuz
Araştırmaya göre
Şu an bir sorun yok ama ya sonra...
Twitter'da da durum çok
Kullanıcılar paylaşmaya iyice alıştılar ama paylaşım sayısı arttıkça paylaşımların kalitesinin düşmesi ve paylaşımları takip etme güçlüğü gibi sorunlar da ortaya çıkmaya başlıyor. Bugün günde 4 milyar paylaşımın sizi payına düşen kısmı sizi yormuyor olabilir ama 2012'de paylaşımlar 8 milyara ulaştığında işler biraz
8 Ekim 2011 Cumartesi
Migrenin en iyi ilacı spor
İsveç'teki Göteborg Üniversitesi'nde yapılan bir araştırma, migren hastaları için sporun alternatif bir tedavi yöntemi olduğunu ortaya koydu.
Düzenli olarak yapılan fiziksel egzersizin, migrenden kaynaklanan baş ağrılarını iyileştirmede rahatlama terapisi ve ilaç tedavisi kadar etkili olduğu belirlendi.
İsveç'teki Göteborg Üniversitesi'nden bir grup uzmanın “Cephalalgia” dergisinde yayımlanan araştırması, sporun, günlük ilaç kullanımından fayda sağlayamayan ya da ilaç kullanmayı sevmeyen migren hastaları için alternatif bir tedavi yöntemi olduğunu ortaya koydu.
Yaşları 18-65 arasında değişen ve ayda iki ila sekiz kez migren kaynaklı baş ağrısı problemi yaşayan bir grup kadını inceleyen uzmanlar, katılımcıların bir kısmını haftada üç kez 40'ar dakikalık egzersiz için kondisyon bisikletine çıkardı, bir kısmına standart rahatlama terapisi uyguladı, diğerlerinde ise günlük ilaç tedavisine devam etti.
Üç gruptaki kadınların da migren ataklarında büyük ölçüde azalma yaşandığını belirten araştırma ekibinden Dr. Emma Varkey, migreni tedavi etmekte en sıklıkla kullanılan ilaç olan “Topiramate” verilen katılımcılarla, egzersiz ve rahatlama yöntemlerinin uygulandığı kadınlarda benzer oranda iyileşme görülmesinin son derece şaşırtıcı olduğunu kaydetti.
İlaç içermeyen yöntemleri tercih eden katılımcılarda hiçbir yan etki görülmediğini, özellikle egzersiz yapanlarda oksijen alımındaki artışa bağlı olarak pozitif etkiler gözlemlendiğini belirten Varkey, ilaç kullananların yüzde 33'ünde ise uyuşukluk, karıncalanma, yorgunluk, depresyon ve baş dönmesi gibi bir dizi yan etki tespit edildiğini ifade etti.
Varkey, araştırmanın, egzersizin migren tedavisinde ilaçla kıyaslandığında hiç de azımsanmayacak olumlu etkileri olduğunu ortaya koyduğunu belirtti.
Ailece Yemek Yemek Obeziteyi Önlüyor
Ailece yemek yiyenlerin kilo alma ve obez olma ihtimali daha düşük. Uzmanlar, sağlık için özellikle çocukların ailece yemek yemeye alıştırılmasını tavsiye ediyor.

Amerika'da İlinois Üniversitesi'nin yaptığı araştırma, beslenme tarzının insan hayatını şekillendirdiğini ortaya koydu, yalnız yemek yiyenler hem sağlıksız besleniyor hem de çabuk kilo alıyor.
Gençler üzerinde 1 yıl süren araştırmaya göre, ailesiyle birlikte yemek yiyenlerin, kilo alma ve obez olma ihtimali daha az.
Tek başına yemek yiyenler ise sürekli kilo alıyor.
Araştırma, özellikle okul çağındaki çocukların risk altında olduğunu ortaya koydu.
Beslenme uzmanları da "Çocuklar maalesef ki, anne babanın dediklerini değil de, yaptıklarını hep örnek alırlar. Dolayısıyla yanlış beslenme alışkanlığına sahip bir aile, anne ayrı saatlerde yerse, baba ayrı saatlerde yerse ve çocuk da ayrı saatlerde yerse, hep en sevdiğine yöneliriz ama en sağlıklıyı hiç düşünmeyiz. Dolayısıyla gitgide artan bir obeziteyle karşı karşıya kalıyoruz." diyor.
Uzmanlar, sağlıklı yaşamak için haftada en az 3 kez ailece yemek yemeyi tavsiye ediyor.
Etiketler:
Ailece Yemek Yemek Obeziteyi Önlüyor
Terk edilen kadın çok para harcıyor
İngiltere'deki Superdrug zincirinin 2 bin kişinin katılımıyla yaptığı araştırmaya göre bir kadın terk edildikten sonra görünümünü değiştirmek, güzelleşmek için ortalama 500 sterlin (1450 TL) harcıyor.
Araştırmaya göre kadınlar terk edildikten sonra "Nerede hata yaptım" diye kendini sorgulamaya başlıyor ve fiziki görünümleri de bu sorgulamadan nasibini alıyor. Çoğu kadın ilişkisi sona erer ermez soluğu kuaförde, makyözde, yeni elbiseler almak için mağazalarda ve kozmetik malzemesi satan yerlerde alıyor. Saçının rengini değiştiren de var kesimini de, giyim tarzını değiştiren de var hiç makyaj yapmazken makyaja başlayan da!
Kadınların dörtte üçü güzelleşmek için harcadıkları paranın her kuruşuna değdiğini düşünüyor, beşte biri ise terk edildikten sonra kendini spora veriyor. Yukarıda belirtilen harcamaların dışında güzelleşmek için ameliyat masasına yatanlar da oluyor. Kadınların yüzde altısı estetik cerrahın yolunu tutuyor ve ortalama 530 sterlin (1537 TL) harcıyor. Her kadın yukarıdaki 500 sterlinlik harcama listesine artı olarak haftada 70 sterlini (203 TL) arkadaşlarıyla gezerek harcıyor. Terk edilenlerin yüzde 14'ü diyet yapmaya başlarken yüzde 11'i ise çöpçatan sitelerine üye olmak için ortalama 47 sterlin (136.3 TL) harcama yapıyor.
Kadınların dörtte üçü güzelleşmek için harcadıkları paranın her kuruşuna değdiğini düşünüyor, beşte biri ise terk edildikten sonra kendini spora veriyor. Yukarıda belirtilen harcamaların dışında güzelleşmek için ameliyat masasına yatanlar da oluyor. Kadınların yüzde altısı estetik cerrahın yolunu tutuyor ve ortalama 530 sterlin (1537 TL) harcıyor. Her kadın yukarıdaki 500 sterlinlik harcama listesine artı olarak haftada 70 sterlini (203 TL) arkadaşlarıyla gezerek harcıyor. Terk edilenlerin yüzde 14'ü diyet yapmaya başlarken yüzde 11'i ise çöpçatan sitelerine üye olmak için ortalama 47 sterlin (136.3 TL) harcama yapıyor.
Etiketler:
Terk edilen kadın çok para harcıyor
Kaydol:
Yorumlar (Atom)