Vesikalık

AI Vesika (Face Detection)

🧠 AI Vesika Ayırıcı (Gerçek Yüz Algılama)



6 Eylül 2011 Salı

En iyisi İsviçre!

hasta çocuk
"Save The Children" adlı örgütün yaptığı araştırma, çocukların hastalıktan ölme riskinin İsviçre'de en az, Çad'da ise en fazla olduğunu gösterdi.

161 ülkeyi kapsayan araştırmada, İsviçre ilk sırada yer alırken, Finlandiya, İrlanda, Norveç ve Belarus İsviçre'nin ardından geldi.

Afrika ülkelerinin listenin sonunda yer aldığı belirtilirken, bunlardan sadece 13'ünde 1000 kişiye 2'den fazlasağlıkgörevlisi düştüğü vurgulandı.

Sıralamanın sonlarında, Nijerya, Etiyopya, Laos ve Somali gelirken, Çad, nitelikli sağlık görevlisi eksikliğinin çok fazla olması nedeniyle son sırada yer aldı.

Örgüt yaptığı açıklamada, 1000 kişiye düşen doktor, hemşire, ebe oranı, ishal, tetanos ve boğmaca aşısı olan çocuklar ile ebenin yaptırdığı doğumların sayısı göz önüne alınarak yapılan araştırma sonuçlara göre, Afrika ülkelerinde hasta çocukların ölme oranının İsviçre ve Finlandiya'dakinden 5 kat fazla olduğunu bildirdi.

Dünya genelinde 3,5 milyondan fazla doktor, hemşire ve ebe eksiğinin olduğuna dikkati çekildi.

Bu Araştırma Sizi Şaşırtacak!

Kanadalı bilimadamları, yerlerinden hiç kıpırdamayan bazı insanların bu kadar tembel oluşlarının aslında onların değil, genlerinin suçu olabileceğini ortaya koydu.

İtalyan La Stampa gazetesinde yer alan habere göre, McMaster Üniversitesinde görev yapan bilimadamları, fareler üzerinde yaptıkları araştırmada, bu hayvanların bazılarının kaslarında, özellikle egzersiz yaparken harekete geçen AmpK enzimini üretmeye yarayan iki genin eksik olduğunu gözlemledi.

Normal farelerle bu hayvanları karşılaştıran araştırmacılar, AmpK genlerinden yoksun olan grubun kaslarındaki mitokondri sayısının daha az olduğunu ve glikozu enerjiye dönüştürmekte çok zorlandıklarını tespit etti.

Araştırma ekibinin başındaki Gregory Steinberg, farelerin koşmayı sevdiğini vurgulayarak, "Normal hayvanlar bunu kilometrelerce yapabilirse, bu genlerden yoksun olanları ise sadece kısa bir mesafe koşabilir" dedi.

Bilimadamları, araştırma sonuçlarının obezler ve astım hastaları gibi hareket etmekte zorlanan kişiler açısından önemli olduğuna da dikkati çekti.

Almanya’nın cesur göçmenleri


Almanya’da yabancı kökenliler kendi işini kurma konusunda Almanlara göre çok daha cesur. Bunların başında da Türkler geliyor.



Nürnberg merkezli İş Piyasası ve Meslek Araştırmaları Enstitüsü’nün girişimcilik konusunda yaptığı araştırma göçmenlerin girişimcilikte Almanlara göre daha cesur olduğunu ortaya koyuyor.
Rakamlara göre son üç buçuk yılda Almanya'daki 15 milyon yabancı kökenliden yüzde 7’si kendi işletmesini açmış. Yabancı kökenli olmayanlarda bu oran sadece yüzde 5. Rakamlara bakıldığında Almanların iş kurma ve risk alma konusunda daha karamsar ve çekingen olduğu bir gerçek.
Hizmet sektörüne rağbet var
Frankfurt Finans ve İşletme Okulu Profesörlerinden Elisabeth Müller, yabancı girişimcilerin özellikle hizmet sektörüne rağbet ettiklerini belirtiyor: “Göçmenler bilhassa lokantacılık ve ticaret sektörlerinde girişimde bulunuyorlar. Örnek vermek gerekirse şu köşedeki tipik İtalyan restoranı ya da döner salonu. Veya karşı köşedeki market.”
Temel faktör işsizlik
Göçmenlerin kendi işletmelerini kurmalarının nedenlerinin başında işsizlik geliyor. Almanlara göre işsizlik oranı yabancılar arasında çok daha yüksek. Genellikle göçmenlerin kendi işletmesini kurmuş ve bunda başarılı olmuş akrabaları var. Kendi yanında çalışacak tanıdık bulmakta zorluk çekmiyorlar.
Kaldı ki Almanya’daki göçmenlerin çok küçük bir bölümü, bilgisayar yazılımı, hukuk, medya veya reklam gibi yüksek eğitim gerektiren sektörlerde çalışabiliyor. Bunun temel nedeni göçmenler arasında lise ve üniversite mezunu sayısının az olması. Bu oran Almanların neredeyse yarısı kadar.
Önyargılar büyük engel
Diş hekimi Mehdi Taghdisi Almanya’da üniversite eğitimi almış az sayıdaki göçmenden biri. İran kökenli dişçi 8 yıldır kendi muayenehanesinde mesleğini yapıyor. Göçmenler için her başlangıç zordur, diyor Taghdisi. Sorun sadece dil engelini aşmak değil. Aynı zamanda hâkim zihniyet başlı başına aşılması gereken bir engel haline geliyor. Taghdisi karşılaştığı önyargıları şöyle anlatıyor:
“Muayenehaneyi devraldığım zaman, hastaların dörtte biri, hatta üçte biri anında çekip gitti. Beni bir kez olsun denemek bile istemediler. Ama zamanla arkadaşlarından, komşularından benim de herhangi bir Alman meslektaşım kadar bu işi yapabildiğimi öğrendiler. Şimdi tekrar yavaş yavaş gelmeye başlıyorlar.”
Göçmenler kendi işlerini kurmaya küçük sermayelerle başlıyor. Alman bankaları bir döner büfesi veya küçük bir mağaza için kredi vermekte biraz çekingen. Ama Doktor Taghdisi’nin durumunda olduğu gibi bir muayenehane açıldığında kredi almak çok daha kolay.
Almanya'daki göçmen grupları arasında en büyük topluluğu Türkler oluşturuyor. Dolayısıyla göçmenler arasında en girişimci olanlar Türkler. Köln merkezli Türk-Alman Ticaret ve Sanayi Odası’nın verdiği rakamlara göre Almanya’da yaklaşık 70 bin Türk işletmeci bulunuyor. Bu işletmeler tahminen 260 bin kişiye iş imkânı sağlıyor.

Kanser tedavisinde umut ışığı

Kanser hastalarına tek dozda enjekte edilen genetiği değiştirilmiş bir virüsün sağlıklı dokulara zarar vermeden sadece tümörleri öldürdüğü belirlendi


Kanada’daki Ottawa Üniversitesi ile "Jennerex Inc" adlı özel bir biyoteknoloji şirketinden bilimadamlarının 31 Ağustos Çarşamba günü Nature dergisinde yayımladıkları araştırma, JX-594 adı verilen virüsün tümörlere sürekli olarak bulaşmasına karşılık, hastalar üzerinde sadece küçük ve geçici yan etkiler bıraktığını gösterdi.

Bilimadamları, değişik türlerdeki kanserli tümörlere sahip 23 ileri safhadaki kanser hastası üzerinde yapılan araştırmada, çocuklara yapılan çiçek aşısında kullanılan bir virüse mutasyon yeteneğini veren genetik bilginin silinmesi yoluyla elde edilen JX-594 adlı virüsü enjekte etti.

Yüksek dozlarda virüs verilen 8 hastadan 6’sında kanserli tümörlerde ilerlemenin durarak sabitlendiğini veya tümörlerin küçüldüğünü saptayan bilimadamları, bu gruptan 7 hastada ise virüsün, kanserli tümör üzerinde kendiliğinden yayılmasına karşın, kanser bulunmayan dokulara bulaşmadığının görüldüğünü gözlemledi.

KARACİĞER KANSERİNDE DENENECEK

Araştırmayı yürüten bilimadamlarından, Jennerex Inc şirketinin baş bilim yetkilisi ve Ottawa Hospital Research Institute adlı araştırma enstitüsü bilimadamı Dr. John Bell yaptıkları küçük ölçekli, başlangıç safhasındaki çalışmanın ardından bir karaciğer kanseri türü üzerinde orta safhalı yeni bir çalışma yapacaklarını belirtti.

120 HASTA TEDAVİYİ KABUL ETTİ

Kemoterapinin hastalar üzerinde çok şiddetli etkisi bulunmasına karşılık yeni tedaviyi uyguladıkları hastalarda sadece 24 saat süren grip belirtilerinden başka bir etkinin görülmediğini ifade eden Bell, "Safha 2b" adını verdikleri ikinci aşamada ise özellikle ’hepatosellüler karsinom’ adı verilen bir çeşit karaciğer kanserine yakalanmış 120 hastada yeni tedaviyi deneyeceklerini anlattı.

Bell, genetiği değiştirilmiş virüsle yaptıkları ilk denemelerin virüsün özellikle karaciğer kanserli vakalar üzerinde etkili olduğunu görmeleri üzerine virüsü özellikle bu tip kanser vakalarında deneme kararı aldıklarını ifade etti.

Hepatit B gibi virüslerin bazı kanser türlerine neden olduğunun bilindiğini anlatan Bell, teorik olarak virüs etkisiyle oluşmuş bu tip kanser tümörü hücrelerinin ikinci bir virüse karşı daha duyarlı olabileceğini düşündüklerini kaydetti.

"JX-594’ün oldukça güvenli olduğunu biliyoruz" diye konuşan Bell, virüsün enjekte edilerek tüm vücuda verilmesinin, kanser hücrelerinin metastas yapma ve çoğalma yeteneğini azaltmak konusunda da ümit vaadettiğine dikkati çekti

Negatif Yorumların Gücü Yeni Bir Araştırma ile Kanıtlandı


Boston merkezli halkla ilişkiler ve reklam ajansı Cone tarafından yayınlanan bir araştırma, müşterilerin gerçekleştirdiği negatif yorumların gücünü bir kez daha gözler önüne seriyor.
Haziran ayında 18 yaş ve üzeri 1054 ABDli tüketici ile gerçekleştirilen araştırmaya göre, 5 tüketiciden 4′ü negatif yorumlara dayanarak bir ürünü satın almaktan vazgeçebiliyor.
Araştırma katılımcılarının %89′u internette yer alan müşteri ürün yorum ve değerlendirmelerini oldukça güvenilir ve kuvvetli bir alışveriş kaynağı olarak gördükleri belirtilirken, tüketicilerin %87′sinin olumlu yorumlara dayanarak alışveriş yaptıkları iletiliyor.
2010 yılında olumsuz yorumlar nedeni ile alışveriş yapmaktan vazgeçebileceklerini belirten tüketici oranı %67 iken, bir senede bu oranda meydana gelen artış dikkat çekiyor.
Cone Başkanı Bill Fleishman, online içeriklerin tüketicilerin alışveriş alışkanlıkları üzerindeki etkisinin hızla arttığını belirtirken, günümüz pazarlamacıların ürün ya da hizmetleri ne olursa olsun müşterileri ile diyaloglarını pozitif bir hale getirmek için çaba sarfetmeleri gerektiğini iletiyor.
Mobil internet kullanımının ve online ürün içerik ve yorumlamalarına ulaşımın zaman içerisinde oldukça kolaylaştığına ve arttığına da değinen Fleishman, Amerikalı tüketicilerin araba gibi yüksek fiyatlı alışverişlerinde de müşteri yorumlarına verdikleri önemin artışına dikkat çekiyor.
Araştırmada, 2010 yılında belirtilen alandaki yorum takip oranı %72 iken, 2011′de bu oran %89′a yükselmiş olarak belirleniyor. Orta ya da düşük ücretli ürün satın alımlarında artışın bu kadar yüksek olmadığı da araştırma yetkilileri tarafından paylaşılıyor.
Core, araştırmasında ABDli tüketicilerin en güvenilir buldukları yorumların, ürünü daha önce kullanmış olan kesim (%69), ürün konusunda yetkili ve uzman kişiler (%60) olarak belirtiyor. Blog yazarlarının bu konudaki güvenilirliklerinin de hızla arttığı araştırmada paylaşılıyor.

Yoğun bir gün kalori yakıyor

Yapılan bir araştırmaya göre, yoğun bir egzersizin ardından vücudun gün boyunca kalori yakmaya devam ettiğini ortaya çıktı. ABD'deki Appalachian Üniversitesi'nde yapılan bir araştırma, yoğun bir egzersizin ardından vücudun gün boyunca kalori yakmaya devam ettiğini ortaya koydu. Yaşları 22 ila 33 arasında değişen 10 gönüllünün, kondisyon bisikleti üzerindeki 45 dakika içinde 519 kalori yaktığını gözlemleyen araştırmacılar, egzersizden sonraki 14 saat içinde deneklerin fazladan 190 kalori daha yaktığını keşfetti. "Yoğun egzersizin vücuttaki yağ hücreleri üzerinde büyük bir etkisi var" diyen araştırmacı Dr. David Nieman, gün boyu kalori yakmaya devam etmek için egzersizin kişiyi terletecek kadar tempolu olması gerektiğini söylüyor.

5 Eylül 2011 Pazartesi

Sabah sigarası daha mı zararlı!


Penn State College Tıp Fakültesi'nin yaptığı araştırmaya 7,000 üzerinde sigara tiryakisi katıldı.

Doktorlar uyandıktan hemen sonraki 30 dakika içerisinde sigara içen kişilerde akciğer kanseri riskinin 2 kat arttığını kaydetti.

Araştırmaya katılan gönüllülerin 4776'sına akciğer kanseri teşhisi konmuştu. Diğer tiryakiler ise sağlıklıydı. Sigara yapmak için uyandıktan sonra en azından 1 saat bekleyenler ile hemen yakanlar karşılaştırıldığında riskin 2. grupta %79 daha fazla olduğu görüldü. Gün içerisinde  içilen sigara miktarının ise araştırma sonuçlarında etkili olmadığı görüldü.

Başka bir araştırmaya katılan 1850 tiryakiden ise 1055'inde beyin ve boyun kanseri görüldü. Bu bilgilere dayanarak ise uzmanlar uyanınca hemen sigara içenlerde kansere yakalanma riskinin %59 arttığı görüldü.

Araştırmanın başındaki isim olan Dr. Joshua Muscat, "Hemen sigara yakmak isteyenlerde tiryakilik düzeyi daha yüksektir. Uyandığınızda en azından 1 saat süreyle içmemeye çalışın" dedi.