22 Haziran 2017 Perşembe

Uykusuzluk Sorunu Genetik mi?

Yeni yapılan araştırmalar, insomni yani uykusuzluğun genetik nedenleri olabileceğini ortaya çıkardı. Amerikalılar’ın yüzde 10‘unu etkileyen insomni, kişinin uykuya dalmasını, uyku halini sürdürmesini ya da uyanınca yeniden uyumasını engelleyen bir bozukluk. Kronik insomni ise şeker ve kalp-damar hastalıkları, obezite ve depresyona neden olabiliyor.
Uzmanlar, uykusuzluğa psikiyatrik, çevresel ya da tıbbi nedenlerin yol açabildiğini biliyordu. Ancak 113 bin insan genomunun haritasının çıkarılması, uzmanlara, uykusuzluğa genetik etkenlerin de neden olduğunu anlama fırsatı verdi.
Bu çalışma, uykusuzluk tedavisinde yeni yaklaşımlar geliştirilmesine ve uyku bozukluklarının sadece psikiyatrik etkenlerden kaynaklanmadığının anlaşılmasına olanak sunacak.
Nature Genetics dergisinde yayınlanan araştırma, çalışmanın veri kaynağı olan İngiltere’deki biyolojik banka UK Biobank’in de ne kadar güçlü ve etkili olduğunun bir kanıtı. 2007 yılında başlayan UK Biobank girişimi, en az 25 yıl boyunca 500 bin deneğin izlenmesini ve bu denekler hakkında hayat tarzı, çevre ve sağlığa ilişkin veriler toplanmasını amaçlıyor. Araştırma kapsamında tüm deneklerin gen haritaları çıkarıldı.
Uzmanlar gen haritası üzerindeki tüm bölgeleri inceledi ve on milyon bölge üzerinde uykusuzluğa dair veriler olup olmadığını test etti. Denek sayısının artması, uzmanların testler sırasında tesadüflerle karşılaşma riskini düşürüyor. UK Biobank’ın büyüklüğü, bu nedenle kritik önem taşıyor.
Araştırmacılar, uykusuzluğun yüzde 50‘sinden genetik etkenlerin sorumlu olduğuna zaten inanıyordu. Amsterdam’daki Nörogenomik ve Zihinsel Araştırmalar Merkezi’nde yapılan yeni analizler, uykusuzluk riskinin sadece yüzde 9‘undan sorumlu olan yedi farklı gen keşfetti.
Araştırmaya katılan uzmanlardan Danielle Posthuma, bu sonuçtan, uykusuzluğun sadece kalıtsal olduğu sonucu çıkmadığını, böyle bir sonuca erişmek için yeni genler keşfetmek gerektiğini söyledi. Uzmanlar, geriye kalan yüzde 39‘luk riskin yüzlerce gen içinde aranabileceğini belirtiyor. Bu genleri tesadüflerden ayırmak içinse çok daha geniş kapsamlı veri setlerine ihtiyaç var.
UK Biobank’ın geriye kalan 387 bin genomu da açıklamasıyla birlikte bu süreç başlayabilir.
Bundan sonraki adımlar
Uzmanlar şimdi genlerin uykusuzluğa nasıl yol açtığını araştırmaya başlayacak.
Şimdiye kadar tanımlanan genler, beynin sinyal vermek için kullandığı kimyasal maddelerle bağdaştırılamadı. Pennsylvania Üniversitesi’nden psikoloji profesörü Philip Gehrman’a göre bu aşamada beyindeki nöronların ne kadar uyarılabilir olduğu da önemli.
Uykusuzlukla en çok ilişkilendirilen gen, MEIS1 olarak tanımlanıyor. Bu genin başka uyku bozukluklarına da neden olduğu biliniyor.
Araştırmaya katılmayan Profesör Gehrman, bu genin varlığının, uykusuzluğun genetiğini anlamaya yardım ettiğini, ancak daha katedilmesi gereken çok yol olduğunu söylüyor.
Uzman, ”Uykusuzluğun biyolojisi hakkında o kadar az bilgimiz var ki, bu konu şu anda tam bir kara kutu” diyor.

İlerleyen Yaşta Seks Yapmak Beyni Zinde Tutuyor

Coventry ve Oxford üniversiteleri tarafından yapılan bir araştırma, ilerleyen yaşlarda sık olarak cinsel ilişkiye girmenin, zihinsel fonksiyonları artırdığını ortaya koydu.

İngiltere'de Coventry ve Oxford üniversiteleri tarafından yapılan bir araştırma, ilerleyen yaşlarda sık olarak cinsel ilişkiye girmenin, zihinsel fonksiyonları artırdığını ortaya koydu.

Times gazetesinin haberine göre, araştırmada 50-83 yaşları arasındaki 73 sağlıklı kişiye seks yapma sıklıkları soruldu.

Katılımcılardan 37'si her hafta, 26'sı her ay cinsel ilişkiye girdiklerini, 10'u ise hiç seks yapmadıklarını belirtti.

Ardından katılımcılara beyin fonksiyonlarını ölçmek üzere çeşitli görevler verildi.

Bu görevlerde en başarılı olanlar, her hafta düzenli olarak seks yaptığını söyleyenler oldu.

Bu grup, ayda bir ilişkiye girenlerden ortalama 2 puan, hiç girmeyenlerden de ortalama 4 puan daha yüksek aldı.

Daha sık cinsel ilişkiye giren kişiler belli bir harfle başlayan hayvanları bir dakika içinde sayma gibi sözel akıcılık testlerinde ve karmaşık bir simgeyi kopyalama ya da saat kadranını hafızadan çizme gibi deneylerde daha yüksek puan aldılar.

Araştırmanın sonuçlarıThe Journals of Gerontology, Series B dergisinde yayınlandı.

Araştırma, cinsel ilişkiyle dopamin ve oksitosin gibi beyne sinyal götüren nörohormonların salgılanması arasında bağ olduğunu ortaya koyuyor.

Daha önce düzenli cinsel ilişkiye girmenin sözel akıcılıkta olumlu etkisi olduğunu gösteren çalışmalar yapılmıştı. Ancak seksin hafıza, dil ve dikkat üzerindeki etksini ölçen bir çalışma yapılmamıştı.

Coventry Üniversitesi'nde psikoloji, davranış ve faaliyetler araştırma merkezinde çalışan Hayley Wright "İlerleyen yaşlarda cinsel ilişkiler sadece seksin kendisi için değil aynı zamanda zihinsel fonksiyonlar için de önemli" dedi.

Bonzai kabusunda yeni tehlike!

Madde bağımlılarının sokaklardaki içler acısı hali, uyuşturucuyu gündemin en üst sıralarına taşıdı. Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları eğitim ve Araştırma Hastanesi AMATEM Kliniği Sorumlu Hekimi Doç. Dr. Cüneyt Evren, son dönemlde yaygınlaşan iki tür uyuşturucu maddeye dikkati çekti. Bu maddelerden biri en az 700 türe sahip sentetik ‘kannabinoid’ maddeleri içeren bonzai çeşitleri. Diğeri ise uyuşturucu süsü verilmiş ve aslında zehirli kimyasalların püskürtüldüğü bitkiler. Zehirlerin daha önce evde bile yapıldığı ortaya çıkmıştı.

Peki yine diğer uyuşturucularda olduğu gibi öldürücü olan sentetik uyuşturucu ‘bonzai’ ve türevleri nasıl elde ediliyor? Emniyet birimleri, bonzai ve çeşitlerinin yapımında ana madde olan sentetik kannabinoidlerin yurtdışından getirildiğine belirtiyor. Maddeler farklı adlarla çeşitli ülkelerden internet üzerinden satın alınıyor. Uyuşturucu tacirleri bu maddeleri Türkiye’ye sokabilmek için çeşitli türde posta veya gemi ile kargo yöntemlerini deniyor. Bu maddeler, özel yöntemlerle tespit edilebiliyor. Öyle ki, gümrük bakanlığı’nın son 6 aydaki verilerine göre, gümrüklerde 329 milyon 443 bin TL değerinde uyuşturucu ve 2 milyon 38 bin değerinde de kimyevi madde ele geçirildi. Ancak yine de farklı isimler ve yöntemlerle bu maddelerin ülkeye girebileceği iddia ediliyor.

Bu maddelerin, ‘Araştırma Kimyasalları’ adı altında satışa sunulduğu internet sitelerinin bazıları ise adres olarak Çin’i gösteriyor. Dünyanın birçok noktasına çoğunlukla gemi ile kannabinoid çeşitleri satışı yapan sitelerde, sentetik  kannabinoidlerin birçok çeşidi bulunuyor. 100 gramı 100 dolardan 2 bin dolara kadar çıkan kannabinoidlerin satışı kredi kartları ile yapılıyor. Uyuştucu ham maddesi olan ürünlerin gönderilişinde ise ürün adının ve internet sitesinin pakette yazılmayacağı vurgulanıyor. Zehir tacirleri, bir de ürünü adeta sadece kimyasal çalışmalar için gönderdikleri yönünde yanıltıcı mesajlar yazarak,  kannabinoidi başka maddelerle karıştırmayın diye de bir not düşüyor. Uzmanlar ise bu tür ürünlerin satışını yapan internet sitelerine erişim yasağı getirilmesi gerektiğini vurguluyor.












Son dakika: Bonzai kabusunda yeni tehlike! Şok gerçek ortaya çıktı


Zehir tacirlerinin 700’den fazla çeşidi olan ‘Bonzai’yi satın alma trafiği ortaya çıktı. ‘Araştırma Kimyasalları’ adı altında uluslararası internet sitelerinde satılan ‘kannabinoid’ sentetik maddeler, ürün ve site adı yazılmadan gönderiliyor. Bu noktada denetimlerin arttırıldığı gümrüklerde, son 6 ayda 329 milyon TL’lik uyuşturucu yakalandı.

Madde bağımlılarının sokaklardaki içler acısı hali, uyuşturucuyu gündemin en üst sıralarına taşıdı. Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları eğitim ve Araştırma Hastanesi AMATEM Kliniği Sorumlu Hekimi Doç. Dr. Cüneyt Evren, son dönemlde yaygınlaşan iki tür uyuşturucu maddeye dikkati çekti. Bu maddelerden biri en az 700 türe sahip sentetik ‘kannabinoid’ maddeleri içeren bonzai çeşitleri. Diğeri ise uyuşturucu süsü verilmiş ve aslında zehirli kimyasalların püskürtüldüğü bitkiler. Zehirlerin daha önce evde bile yapıldığı ortaya çıkmıştı.
Peki yine diğer uyuşturucularda olduğu gibi öldürücü olan sentetik uyuşturucu ‘bonzai’ ve türevleri nasıl elde ediliyor? Emniyet birimleri, bonzai ve çeşitlerinin yapımında ana madde olan sentetik kannabinoidlerin yurtdışından getirildiğine belirtiyor. Maddeler farklı adlarla çeşitli ülkelerden internet üzerinden satın alınıyor. Uyuşturucu tacirleri bu maddeleri Türkiye’ye sokabilmek için çeşitli türde posta veya gemi ile kargo yöntemlerini deniyor. Bu maddeler, özel yöntemlerle tespit edilebiliyor. Öyle ki, gümrük bakanlığı’nın son 6 aydaki verilerine göre, gümrüklerde 329 milyon 443 bin TL değerinde uyuşturucu ve 2 milyon 38 bin değerinde de kimyevi madde ele geçirildi. Ancak yine de farklı isimler ve yöntemlerle bu maddelerin ülkeye girebileceği iddia ediliyor.


Bu maddelerin, ‘Araştırma Kimyasalları’ adı altında satışa sunulduğu internet sitelerinin bazıları ise adres olarak Çin’i gösteriyor. Dünyanın birçok noktasına çoğunlukla gemi ile kannabinoid çeşitleri satışı yapan sitelerde, sentetik  kannabinoidlerin birçok çeşidi bulunuyor. 100 gramı 100 dolardan 2 bin dolara kadar çıkan kannabinoidlerin satışı kredi kartları ile yapılıyor. Uyuştucu ham maddesi olan ürünlerin gönderilişinde ise ürün adının ve internet sitesinin pakette yazılmayacağı vurgulanıyor. Zehir tacirleri, bir de ürünü adeta sadece kimyasal çalışmalar için gönderdikleri yönünde yanıltıcı mesajlar yazarak,  kannabinoidi başka maddelerle karıştırmayın diye de bir not düşüyor. Uzmanlar ise bu tür ürünlerin satışını yapan internet sitelerine erişim yasağı getirilmesi gerektiğini vurguluyor.
İLK TESPİT Hollanda’DAN GELEN PAKETTE
Bu tür ürünlerin yurtdışından satışına ilişkin en çarpıcı tespitlerden biri de 2 ay önce yaşandı. Denizli Emniyeti, Hollanda’dan kargoyla gönderilen pakette, 400 gram bonzai hammaddesi olan kannabinoid ele geçirdi. Olayla ilgili uyuşturucu maddenin sahibi olduğu iddia edilen 4 kişi Isparta’da gözaltına alınarak tutuklandı
.

21 Haziran 2017 Çarşamba

Kalp pilleri hack'lenebilir mi? Korkutan gelişme

Bağımsız siber güvenlik hizmetleri ve eğitimi sunucusu WhiteScope, yayınladığı bir araştırma ile dört büyük üreticinin kalp pili programcılarının 8.000'in üzerinden bug'a sahip olduğunu ve bunun da bu cihazları hack'lenmeye karşı savunmasız bıraktığını ortaya koydu.
Kalp pili programcıları, kalp pillerini takip eden ve ayarlayan cihazlar. Yapılan açıklamada hangi cihazların veya hangi açıkların bulunduğu belirtilmiyor ancak bu araştırma, bazı diğer büyük problemlerin de var olduğunu kanıtlıyor. Bu büyük problem özellikle eBay gibi sitelerden internet üzerinden belirli kalp pili programcılarının alınabilmesi...
Bunun gerçekleşmemesi ve üreticiler tarafından kontrol edilmesi gerekiyor. Diğer pek çok sebebin yanı sıra en önemli sorun, kalp pillerinin kendi programcılarını doğrulamıyor olmaları ve herhangi bir programcının, eşleşen bir kalp piline müdahale edebiliyor olması. Bu da tahmin edilebileceği gibi büyük bir risk yaratıyor.
Bütün bunlar yeterince endişe yaratıcı değilse, doktorların da programcılara giriş yaparken kendilerini doğrulama ihtiyaçlarının olmadığı fark edilmiş durumda. Bu da herhangi birinin giriş yapabileceği ve doktorun bilgisi olmadan programcıya müdahale edebileceği anlamına geliyor; programcının bir sonraki kullanımında kalp pilinin davranma şeklini değiştirebilme olasılığını ortaya çıkartıyor.
chip.com.tr'nin haberine göre küresel WannaCry ransomware saldırısının ardından hackerların bu tür bir cihaza müdahale edebilecekleri fikri de oldukça korkutucu.

Türkiye’nin Anne-Çocuk Dünyasını Anlatan Dev Araştırma: Kids&Mums

Türkiye’de bir anne çocuklarıyla ortalama kaç saat ilgilenir? Peki alışveriş yaparken son kararı kim verir; anne mi çocuk mu? Sahiden “Çocuklar artık sokakta oyun oynayamıyor” mu? Bütün bu soruların yanıtlarını IPG bünyesindeki uluslararası araştırma şirketi MBI tarafından hazırlanan “Kids & Mums” (Çocuklar ve Anneler) araştırmasında bulabilirsiniz.
TUIK’e göre Türkiye’de çocukların gündüz bakımından sorumlu olanların yüzde 86’sı anneler ve bu durum, çocuk ürünleri pazarı için yapılan planlamalarda annelerin merkezi bir rol oynadığını ortaya koyuyor. Kids&Mums markalara ve medya kuruluşlarına bu dünyanın kapılarını açmak üzere tasarlandı. Farklı yaş ve cinsyetteki çocuklar nerede ne yapıyor, annelerinin katılımı ne, favori kahramanları kim, en çok izledikleri TV kanalı, hayranı oldukları youtuber’lar, bildikleri, tükettikleri markalar, internette hangi cihazla hangi içerik peşindeler, vb? Kids&Mums, çocuk pazarlama iletişimi stratejilerine ışık tutacak önemli konuları içeriyor.
Anne ve çocuklarıyla aynı anda, 2250 kişi ile tabletle yüz yüze görüşmeyi içeren Kids & Mums araştırmasının sonuçları ise oldukça çarpıcı:
  • Oyuncak pazarının 4.8 milyon TL olarak tahmin edildiği araştırmada çocuk başına yıllık ortalama 248 TL harcama yapıldığı belirtiliyor. Çocuklara oyuncak alanların yaklaşık yarısının özel bir sebebi yok iken her 3 kişiden birisi doğum günleri için oyuncak aldığını söylüyor.
  • Anneler çocuklarıyla “başbaşa, başka bir işle uğraşmadan’’ ortalama 2 saat 42 dk saat geçiriyorlar. Bu süre çocukların yaşı küçüldükçe artıp, büyüdükçe azalıyor, öyle ki 0-3 yaş grubunda 4 saati buluyorken 13-14 yaş grubunda 2 saatin altına iniyor. Çalışma çalışan annelerin çalışmayanlara göre sadece 18 dk daha az çocuğuyla ‘’kaliteli zaman’’ geçirdğini ortaya koyuyor.
  • Çocuklara yönelik TV kanalları arasında annelerin karara katılımı yaş grubuna göre büyük farklılık gösteriyor. Örneğin 4-6 yaş grubu çocukların annelerinin %30’u çocuğu hangi kanalı izleyeceğine karar verirken bu oran 10-12 yaş grubunda %10’lara iniyor. En merak edilen konulardan biri olan annenin çocukla TV başında geçirdiği süre zarfında annenin ne yaptığı? Bu da çocuğun yaşına grubuna göre büyük farklılıklar gösteriyor. Örneğin 0-3 yaş grubunda annelerin yarısından fazlası çocuğu ile birlikte çocuk tv kanalı TV izlerken 7-9 yaş grubu çocuklarda bu oran %24’e iniyor.
  • Çocuğun yaşı ilerledikçe alışveriş sürecinde karar mekanizmalarına katılımı artıyor. Çocuklar cep harçlıkları ile ulaşabildikleri ya da tutku alanını oluşturan ürün kategorilerinde nispeten daha etkinken diğer ürünlerde 13-14 yaşa kadar annenin hakimiyeti göze çarpıyor.
  • Kids&Mums ile “çocukların artık sokakta oynamadıkları’’na dair şehir efsanesi tarihin çöp kutusuna atılıyor. Araştırma sonuçları çocukların hâlâ bir yolunu bulup sokağa çıkabildiğini, küçüklerin de anneleri tarafından parka götürüldüklerini gösteriyor. Online oyun oynama düzeyi yüzde 62 gibi yüksek sayılabilecek bir oranda olsa da çocuklar, hâlâ klasik oyuncaklara ve sokaklara dijital cihazlardan daha fazla zaman ayırıyor.
  • KAYNAK

İzmir'de çocuk istismarında şok artış

İzmir’de çocuğa yönelik şiddet ve cinsel istismar suçları endişe verici şekilde artıyor. İzmir Barosu Çocuk Hakları Merkezi’ne 2015 yılında yapılan başvuru sayısı 715 iken, bu rakam 2016-17 Nisan ayları arasını kapsayan dönemde 3 bin 100’e yükseldi. İzmir Barosu Genel Sekreteri ve Çocuk Hakları Merkezi sorumlusu Avukat İlke Erol, Aydınlık Ege’ye sorunun çözümüyle ilgili çalışmaları anlattı. Erol, çocuğa yönelik cinsel istismarın kanayan yara olduğunu belirterek, “İzmir’e haksızlık etmek niyetinde değilim ama artan olayları da göz ardı edemeyiz. 2016-2017 Nisan ayları arasında CMK servisimize cinsel istismar başvurusu 3 bin 100’e ulaştı” dedi.
CİNSEL İSTİSMAR İLK SIRADA
Avukat Erol, çocuklara yönelik suçlarda, cinsel istismarın yüzde 49 oranıyla ilk sıralarda olduğuna dikkat çekti. Erol, şunları söyledi: “Ensest ilişki, aile ve çocuğun güvenerek yanına gittiği kişiler tarafından yapılıyor. Çocuklar en güçsüz en korunmasız varlıklar. Bu nedenle sorun yaşadıklarında Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü’ne (ASPİM) ya da bize başvurabilirler. Bizim amacımız çocuğu korkuyla donatmak değil. İzmir Barosu Çocuk Hakları birimi olarak belediyelerde, okullarda rehber öğretmenlerin öngördüğü zamanlarda ergen psikoloğu ile beraber, çocukları ve öğretmenleri eğitmek için ders vermeye çalışıyoruz. İzmir Büyükşehir, Karabağlar, Bornova, Urla ve Karşıyaka Belediyesi’ne bağlı semt merkezlerin de ebeveynlere eğitim veriyoruz. 14 Şubat’ta Adliye Çocuk Hakları Merkezimizi hizmete geçirdik. Sabit hat aldık, 400 00 14 numaralı telefondan tüm vatandaşlar ulaşabilirler. Devletin hattı ise Alo 186 şeklinde, ASPİM’e aittir. İzmir Adliyesi’nde gönüllü bir avukatımız sabah dokuz akşam altı nöbet tutuyor. Çocuk Hakları Merkezimizde yüze yakın avukat görev yapıyor. Şikayetlerin yüzde 60’ı okullardaki rehber öğretmenler tarafından yapılıyor. Baroya gelen şikayetlerin yüzde yüzü gerçek. Adli sürece böylece girmiş oluyor. 6284 sayılı kanuna göre kadına ve çocuğa şiddet ya da cinsel istismar uygulanıyorsa hem çocuk hem anne koruma altına alınıyor.”
ÇOCUK İŞÇİLİĞE SON
Avukat Erol, çocuk işçilik konusuna da değindi. Erol, “On beş yaşındaki tüm çocukların yeri oyun alanları olmalı. Çıraklık kanunu var ama o da on sekiz yaşa çekilmeli. Yasa gereği on sekiz yaş altı tüm bireyler çocuktur. On beş yaş altı çocuklar çıraklık adı altında istismar ediliyor” dedi. 4+4+4 sisteminin uygulamaya konulmasından sonra çocuk işçilik yaşı, on üçe inmiştir. Kayıt altına alınabilen rakam bu. Zorunlu eğitim yaşı düşürüldüğü için çocuklar okulunu bitirmeden çalışma hayatına atılıyor. Bütün toplum çocuğu korumak zorunda sadece polis, okul ya da sosyal hizmetler değil. BU anlamda duyarlı olunmalı” ifadelerini kullandı.
Reklamdan sonra devam ediyor 

Uyuşturucu konusunun çocukları olumsuz etkileyen bir diğer konu olduğunu anlatan İlke Erol, “Baro olarak madde bağımlısı çocukları da araştırıyoruz. Ama burada Çocuk Madde Bağımlısı Tedavi Merkezi (ÇAMATEM) yetersiz kalıyor, yatak sayısı yetersiz” uyarısında bulundu.
İKTİDAR SUÇ ATMOSFERİ YARATTI
Çocuk İstismarıyla Mücadele Derneği Genel Başkanı Canan Arıtman, çocukları hedef alan suçların iktidarın yarattığı atmosferle birlikte arttığına dikkat çekti. Arıtman, “Bu ülkede her gün dört ila altı saat ara ile çocuğa karşı suç işleniyor. Çocuklar şiddet ve istismara maruz kalıyor. Bu ortam siyasi iktidarın yarattığı atmosferdir. Dokuz yaşında evlendirilenler çocuktur, kadın değildir. Devletin çocuğa karşı şiddeti ve istismarı caydırma politikası yok. Gerçek istatistik rakamları da bilinmiyor. Çocuğa karşı suçların yüzde on beşi kayıtlara geçiyor yüzde seksen beşi bilinmiyor. Aile içi ensest ilişkilerin ise sadece yüzde beşi adliyelik oluyor. Karma eğitim kalktıkça otobüsler ve kamu alanlarında haremlik selamlık arttıkça suç oranı artıyor” ifadeleriyle durumun vahametini anlattı.
YAPILMASI GEREKENLER
Arıtman, çözüm noktasında dernek olarak yaptıkları faaliyetleri ve yöneticilerin yapması gerekenleri şöyle anlattı: “Devlet kadını ve çocuğu koruyan caydırıcı yasal önlemler almalı. Bazı cezalar arttırılmalı. Polis, jandarma ve diğer devlet kurumları bu kararın arkasında durmalı. Örneğin İngitere’de küçük yaştaki insanlara tecavüz suçunun cezası ağırlaştırılmış müebbettir. Ben milletvekili iken bu konuda yasa önerisi getirdim anket yaptım bir milyon elli bin kişi yasa önerisini o gün için destekledi. Derneğimizde bu konuda rehber öğretmenlerle birlikte dersler verdik. Rehber öğretmenler çocuk suçlarını Emniyete bildirmediklerinde suç işlediklerini bilmiyorlar. Ülkedeki tüm anne babalar çocuk eğitimi ve aile danışmalığı eğitimi almalı.”

Hızla yükselen ether, yeni bitcoin olabilir mi?

İsmi dijital para birimleriyle özdeşleşen bitcoin son dönemde rekor yükselişiyle adından söz ettirse de daha ne kadar zirvede kalacağı konusunda soru işaretleri var. Zira bitcoin, alternatif dijital para birimleri karşısında eskisi kadar güçlü değil. Yarışta en çok yükselense, yıl başından beri değeri yüzde 4 bin 500 artan ether.
Dijital para birimlerini yakından inceleyen University of Cambridge, yakın zaman Global Cryptocurrency Benchmarking Study başlıklı bir araştırma yayımladı. Kripto paraların küresel durumunu inceleyen araştırma, son dönemde piyasayla ilgili pek de bilinmeyen tahminleri akademik bir açıdan ortaya koymasıyla türünün ilk örnekleri arasında. Visa tarafından desteklenen araştırmada, öne çıkan verilerden ilki, kripto paraların toplam piyasa değeri içinde bitcoinin belirgin düşüşü.
Aşağıdaki grafikte görebileceğiniz gibi, Mart 2015’te bitcoinin toplam piyasa değeri içindeki payı yüzde 86 iken, Mart 2017’de bu oran yüzde 72’ye inmiş. Aynı dönemde yüzde sıfır olan etherin piyasa değerinin toplama oranı, Mart 2017’de yüzde 16’ya çıkmış durumda. Etherin alternatifi olduğu ve gizlilik önceliğiyle fark yaratan dash, bu sürede yüzde 8’den yüzde 3’e düşmüş.
Ether, şüphesiz son dönemin en çok ilgi çeken kripto para birimlerinden biri. Öyle ki piyasada dolaşımda olan tüm etherlerin değeri 35 milyar dolara yaklaşıyor; bitcoin için bu sayı 43 milyar dolar civarında. Aşina olmayanlar için etherin piyasa değeri geçtiğimiz Mayıs ortasında 8 milyar dolara ulaşmış, Mayıs sonunda 20 milyar doları geçmişti. Dolaşımdaki tüm kripto paraların piyasa değeri ise geçtiğimiz Mart’ta 25 milyar dolar civarındaydı. Etherin hızlı yükselişi sayesinde bitcoinin birkaç aya kalmadan yakalayacağını düşünenler elbette yok değil. Ancak etherin yükselişi bitcoinden tamamen bağımsız da değil…

Etherin yükselişini etkileyen elbette farklı faktörler var. Bunlardan ilki, bu kripto para biriminin bitcoine karşı güvenli bir liman olarak görülmesi. Cambridge araştırmasında yer alan aşağıdaki grafik, bu iddiayı destekler nitelikte.

Diğer taraftan kripto paraların dünya çapında gördüğü ilgi sürekli artıyor. Araştırmaya göre 2013 yılında 2.9 milyon tekil aktif kripto para cüzdanı kullanıcısı varken; bu sayı bugün yaklaşık 5.8 milyona çıkmış. Toplam cüzdan sayısı ise 5.8 milyon ila 11.5 milyon arasında değişiyor.

Kripto para endüstrisi büyümeye devam ediyor ve etherin gördüğü ilginin bir zamanlar bitcoinin gördüğünden farklı olacağını gösterir bir işaret henüz yok. Zira para birimlerinin genel döngüsü, yükseliş, basında çokça söz edilmesiyle birlikte daha da yükseliş ve bu dönemi takip eden sert düşüşler şeklinde… Ether için elbette çok farklı bir senaryo da söz konusu olabilir.
Yatırım tavsiyesi arayanların farklı kaynakları takip etmesini öneriyoruz; okuduğunuz yazı sadece haber/analiz niteliğinde.